0

YABANCILARIN VE YABANCI ŞİRKETLERİN TÜRKİYE’DE MÜLK EDİNMELERİNİ YASAL OLARAK SAĞLAYAN TAPU VE KADASTRO KANUNUNDA YAPILAN DÜZENLEME YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

Posted by ozge on 18 Mayıs 2012 in Gayrimenkul Hukuku |

TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan “Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

“Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”a göre, kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecekler.  Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemeyecek.  Bakanlar Kurulu kişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı iki katına kadar arttırabilecek.

Yine yeni dönemde,  yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecekler. Yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceği projeyi iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunmak zorundalar.

“Tapu Kanunu Ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”a  göre, yabancı uyruklu gerçek kişilerin, yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişilerin ve uluslararası kuruluşların yüzde elli veya daha fazla oranda hissesine sahip oldukları veya yönetim hakkını haiz kişilerin çoğunluğunu atayabilme veya görevden alabilme yetkisine sahip oldukları Türkiye’de kurulu tüzel kişiliğe sahip şirketler, ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek üzere taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinebilecek ve kullanabilecekler. Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu şirketlerin, askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ve aynı Kanunun 28 inci maddesi çerçevesinde belirlenen bölgelerdeki taşınmaz mülkiyeti edinimleri Genelkurmay Başkanlığının ya da yetkilendireceği komutanlıkların; özel güvenlik bölgelerindeki taşınmaz mülkiyeti edinimleri ise taşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin iznine tabi.  Bu fıkra kapsamında yapılacak değerlendirmelerde, edinimin ülke güvenliğine uygunluğu esas alınacak.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.hukukihaber.net/mevzuat/tapuda-yabancilar-icin-yeni-donem-basladi-h24031.html

0

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, KORUYUCU ANNENİN EMEĞİ, BİYOLOJİK ANNENİN EMEĞİNDEN ÜSTÜNDÜR KARARINI ONADI

Posted by ozge on 12 Mayıs 2012 in Aile Hukuku |

İstanbul’da oturan N.Ç., evlilik dışı bir ilişki yaşadı, hamileliğini çok geç fark etti. 22 Aralık 2003’te hastanede bir kız çocuğu doğurdu. Taburcu olunca, kapısı açık bir apartmanın girişine, çanta içerisine koyduğu bebeğini bıraktı. Daha sonra polis merkezini aradı. Polis minik bebeği buldu ve karakola götürdü. Sosyal Hizmetlere teslim edilen bebek, bir yaşında bile değilken koruyucu aileye verildi. Onları anne ve babası bildi, birlikte büyüdü.

N.Ç. ise evlendi. Bir yıl sonra kızını aramak için yollara düştü. Sosyal Hizmetlere başvurdu ve bebeğinin izini buldu. Adli Tıp Kurumuna başvurarak test yapıldı ve minik bebeğin kendi çocuğu olduğunu ispatlayınca, 2006 yılında dava açtı. Bebeğe sahip çıkıp büyüten aile ise miniği vermek istemedi. Pedagoglar da bebeğin koruyucu ailede kalmasını öngördü. Dava üç yıl sonra sonuçlandı. İstanbul 2. AileMahkemesi, bebeğin koruyucu ailede kalmasına karar verdi. Ancak Yargıtay bu kararı “Evlat edinilmesinde annenin rızası bulunmamaktadır” gerekçesiyle bozdu.

Yerel Mahkeme yeniden baktığı davada, bebeğin koruyucu ailede kalması gerektiğini belirtti. Mahkeme kararında şöyle denildi: “Annelik fedakârlık gerektirir. Anne olmak sadece çocuğu doğurmak değil onu büyütmek, sevmek ve emek vermektir. Koruyucu annenin emeği, biyolojik annenin emeğinden daha üstündür. Koruyucu anneye bu emeğinin karşılığı, çocuğunun kendisinde bırakılması ve evlat olarak verilmesi gerekmektedir.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da Yerel Mahkemenin son kararını onayarak,minik bebeğin koruyucu ailesinde kalmasına karar verdi.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.haberturk.com/polemik/haber/734146-doguran-mi-buyuten-mi-anne

0

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU TRAFİK KAZASINDA ÖLEN KİŞİ TAM KUSURLU OLSA DA YAKINLARINA TAZMİNAT ÖDENMESİNE KARAR VERDİ

Posted by ozge on 11 Mayıs 2012 in Borçlar Hukuku |

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen bu karar ile trafik kazasında ölen kişi tam kusurlu olsa da yakınlarına tazminat ödenmesinin yolu açılmıştır. Yakınını trafik kazasında kaybeden binlerce kişiye umut olan karar, “Ölen kişi kusurlu olsa da yakınlarının bir kusuru yok” gerekçesine dayandırılmıştır.

Davacılar vekili, müvekkillerinin desteğinin işleteni olduğu aracın, davalı nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın başka bir kişi tarafından kullanılması sırasında meydana gelen kazada yolcu olan işletenin hayatını kaybettiğini ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile toplam 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı vekili, davacıların zararının sigorta teminatı kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Yapılan yargılama neticesinde Yerel Mahkeme tarafından davacının davası kabul edilmiş, ancak davalı vekilince yapılan temyiz neticesinde Yargıtay tarafından Yerel Mahkemenin davayı reddetmesi gerekirken kabul etmesi sebebi ile karar bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonunda ise Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Yerel Mahkemenin direnme kararının temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda; davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan 3. kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç şoförünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun işletenin desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarına göre aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı davalı sigorta şirketi işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat aldığına ve olayda işleten tam kusurlu, destekten yoksun kalan davacılar ise zarar gören 3. kişi konumunda bulunduğuna göre davalı sigorta şirketinin zararının tamamından sorumlu olduğu ve davacıların davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1087636&CategoryID=80

0

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNCE FİİLİ ELATMANIN VARLIĞI HALİNDE HUKUK MAHKEMESİNİN, HUKUKİ ELATMANIN VARLIĞI HALİNDE İDARE MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA KARAR VERİLMİŞTİR

Posted by ozge on 06 Mayıs 2012 in İdare Hukuku |

Resmi Gazetenin 02/05/2012 tarihli sayısında yayınlanan Uyuşmazlık Mahkemesi kararına göre imar planında yeşil alan olarak bırakılan ancak fiili el atmanın bulunmadığı durumlarda hukuk mahkemesinde kamulaştırmasız el atma davası değil idare mahkemesinde tam yargı davası açılabileceğine karar verilmiştir:

Davacıların, İstanbul ili, Bağcılar İlçesi, Fevzi Çakmak Mahallesi 1033 ada, 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlarına, imar planında park alanı olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığından bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 TL’nin davalı idareden tahsili istemiyle açılmıştır.

Dava dosyasında bulunan Bağcılar Belediye Başkanlığı, Plan ve Proje Müdürlüğünün 27.04.2011 gün ve 2715 sayılı yazısının incelenmesinden; davaya konu edilen İstanbul ili, Bağcılar İlçesi, Fevzi Çakmak Mahallesi 1033 ada, 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların, 16.03.2001 onay tarihli 1/1000 ölçekli Revizyon İmar Planında ağaçlandırılacak yeşil alan fonksiyonunu sürdürdüğü, bu plana istinaden yapılan 19.10.2004 onay tarihli 1/1000 ölçekli Revizyon İmar Planında söz konusu parsellerin yeşil alanda kaldığı, mer’i plan olan 18.04.2008 onay tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında ve bu plana istinaden hazırlanan 15.09.2008 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında yeşil alanda kaldığı ifade edilmiş; aynı Müdürlüğün 30.3.2011 gün ve 1908 sayılı yazısında söz konusu parsellerin imar planında çocuk bahçesi alanında kaldığı anlaşılmıştır.

Olayda, imar planının uygulaması sonucu, uyuşmazlığa konu parsellerin imar planında park alanında kaldığı, uzun süredir park alanı olarak düzenleme yapılmadığı, kamulaştırılmadığı, taşınmazda inşaat yapma olanağı bulunmadığı; kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanın konusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanunu uyarınca kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planlarında yeşil alan olarak yer alan davacılara ait taşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde yer alan “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.gencbaro.org/haber/fiili-elatma-varsa-hukuk-mahkemesi-hukuki-elatma-varsa-idare-mahkemesi-gorevli.html

0

YARGITAY 2003 YILINDAN ÖNCE BABASINDAN ÖLÜM AYLIĞI ALANLAR AYRICA EŞİNDEN DE ÖLÜM AYLIĞI ALABİLİR ŞEKLİNDE KARAR VERDİ

Posted by ozge on 28 Mart 2012 in Sosyal Güvenlik Hukuku |

Ölen eşi üzerinden dul aylığı alan bir kadın, daha önce ölen babasından da yetim aylığı almak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurdu.

SGK, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre, babasından aylık bağlanan kadının, kocasından da aylık almaya hak kazanması halinde, bu aylıklardan yüksek olanın ödeneceği, bu nedenle yalnızca eşinden aylık alabileceği gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

Kadın, bunun üzerine Ankara 13. İş Mahkemesi’nde dava açtı. Yerel Mahkeme, SGK işleminin doğru olduğu, davacının dava açmada haklı olmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 6 Ağustos 2003′ten önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların, evlenme ve çalışma halleri hariç geri alınmayacağını hükme bağlandığı için 6 Ağustos 2003′ten önce ölen babası nedeniyle hak sahibi olan davacının, eşinden ölüm aylığı alsa bile babasından da ölüm aylığı alabileceğini belirtmek kaydı ile Yerel Mahkeme kararını bozdu.

Dairenin kararında, 506 sayılı yasa gereği, babasından aylık bağlanan kadının, kocasından da aylık almaya hak kazanması halinde, bu aylıklardan yalnızca fazla olanının ödeneceği belirtildi.

Kararda ancak, aynı kanuna 2005 yılında eklenen geçici 91. madde ile “6 Ağustos 2003′den önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların, evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınmaz. Bunlardan, yukarıda belirtilen haller haricindeki nedenlerle gelir veya aylıkları kesilen veya durdurulan kız çocuklarının gelir ve aylıkları, kesme veya durdurma tarihi itibarıyla talep şartı aranmaksızın yeniden başlatılır” şeklinde düzenleme getirildiği kaydedildi.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.gencbaro.org/haber/yargitay-2003-ten-once-babasindan-olum-ayligi-alanlar-ayrica-esinden-olum-ayligi-alir.html

0

ŞİKE VE TEŞVİKTE KÜME DÜŞME CEZASI KALDIRILDI

Posted by ozge on 18 Mart 2012 in Spor Hukuku |

Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesinde TFF’nin yaptığı bir değişiklik kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

TFF internet sitesinde Futbol Müsabaka Talimatı’nın değiştirildiği belirtilerek yeni talimat yayımlandı.

“Puan silinmesi, ligden çıkarılma ve alt kümeye indirme” başlıklı 24′üncü ve “Müsabaka sonucunu etkileme” başlıklı 25′inci maddelerde değişiklik yapıldığı ortaya çıktı.

Buna göre; – Eski talimatın 24/d’sindeki “Bir müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkileyen veya buna teşebbüs eden takımlar bir alt lige indirilir. Alt lig bulunmaması halinde bir yıl müsabakalara alınmazlar. Bir futbolcuya veya kulübe teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır” ifadesi yeni talimatta hiç yer almadı. – 25/4 maddesindeki “Söz konusu ihlalleri gerçekleştirdiği tespit edilen kulüpler hakkında bu talimatın 24. maddesinin ‘d’ bendi hükümleri uygulanır” ifadesi ise “(…) hakkında Futbol Disiplin Talimatı’nın 58. maddesi uygulanır” olarak değiştirildi.

Bu değişiklikle Müsabaka Talimatı’nda şike, teşvik ve ikisinin de teşebbüsüne verilecek küme düşme cezaları kaldırılmış oldu. Bu suçlarla ilgili cezalar için Futbol Disiplin Talimatı’nın 58. maddesindeki cezalar ise kaldı.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.sabah.com.tr/SabahSpor/Futbol/2012/03/17/sikeye-kume-dusme-cezasi-silindi

0

2B KANUN TASARISI KABUL EDİLDİ

Posted by ozge on 17 Mart 2012 in Genel |

Türkiye’nin gündemini uzun süredir meşgul eden “2B Yasası” olarak adlandırılan, orman vasfını yitirmiş arazilerin satışına ilişkin kanun tasarısı, Meclis’te Orman ve Köyişleri Komisyonu’ndan geçti.

Tasarının gerekçesinde, satışlardan sağlanacak kaynağın, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi ve yeni orman alanlarının tesisi için kullanılacağı belirtildi.

Ayrıca, Hazine ile karşı karşıya gelen vatandaşlar açısından da ihtilafın çözümlenmesinin amaçlandığı vurgulandı.

Tasarı yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listeleri veya kadastro tutanaklarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar  hanesine göre, 31 Aralık 2011′den önce kullanıcısı veya üzerindeki muhdesatın  sahibi kişiler ise başvurularını 6 ay içinde yapabilecek.

Hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların satış bedelinin, rayiç bedelin yüzde 50′si olacağı belirtildi.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.haber7.com/haber/20120315/2B-Kanun-Tasarisi-komisyondan-gecti.php

0

KADINA ŞİDDETİ ÖNLEME YASASI MECLİS’TE OYBİRLİĞİ İLE KABUL EDİLDİ

Posted by ozge on 10 Mart 2012 in Aile Hukuku |

Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda oy birliği ile kabul edilerek yasalaştı.

Kanuna göre, şiddete uğrayan kadınların korunması için alınacak önlemlere ilişkin usul ve esaslar, yeniden belirlendi. Hakim kararıyla, şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali bulunan kişilere yönelik olarak alınacak önleyici tedbirlerin bir kısmı şöyledir;

- Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunulmaması,

- Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,

- Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması,

- Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,

- Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi,

- Gerekli görülmesi halinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması,

- Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi,

- Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi,

- Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması halinde, hastaneye yatmak dahil, muayene ve tedavisinin sağlanması,

- Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.gencbaro.org/haber/kadina-siddeti-onleme-yasasi-mecliste-oy-birligi-ile-kabul-edildi.html

 

0

ANAYASA MAHKEMESİ, ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN’UN BİR HÜKMÜNÜ İPTAL ETTİ

Posted by ozge on 08 Mart 2012 in Genel |
CHP, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı.

 

Davayı esastan görüşen Anayasa Mahkemesi, kanunun “Şekil bakımından iptal davası ve sınırı” başlıklı, “Şekil bakımından denetim; Anayasa değişikliklerinde teklif çoğunluğuna, oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı; kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün son oylamasının öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; kanun hükmünde kararnamelerin ise yetki kanununda öngörülen süre içinde çıkarılıp çıkarılmadığı ile Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu üyelerinin imzalarının bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlıdır” ibaresindeki “…kanun hükmünde kararnamelerin ise yetki kanununda öngörülen süre içinde çıkarılıp çıkarılmadığı ile Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu üyelerinin imzalarının bulunup bulunmadığı…” bölümünü iptal etti.
Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

0

DENETİMLİ SERBESTLİK UYGULAMASINDA DEĞİŞİKLİK YAPAN TASARI İLE AÇIK CEZAEVLERİNDEKİ 15 BİN HÜKÜMLÜ TAHLİYE OLACAK

Posted by ozge on 08 Mart 2012 in Ceza Hukuku |

Denetimli Serbestlik uygulamasında değişiklik yapan tasarıyla, açık cezaevlerindeki yaklaşık 15 bin hükümlü, kalan cezalarının son bir yılını dışarıda çekmeleri için şartlı tahliye edilecek. Kararlar infaz hâkimleri tarafından verilecek. Bakanlar Kurulu’nda imzalanan tasarıdan ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar, örgüt ve terör suçundan mahkûm olanlar yararlanamayacak.

Meclis’e sevk edilmesi beklenen tasarının amacı, cezalarının bir kısımını ceza infaz kurumunda geçirmiş hükümlülerin, topluma uyum sağlamalarının kolaylaşması, yeniden suç işleme risklerinin azaltılması ve kendilerini sosyal hayata hazırlamaları için bir geçiş imkanı sağlaması olarak belirtildi.

Tasarıyla cezaevlerindeki 93 bin hükümlüden 15 bininin tahliye edilerek toplum içerisinde rehabilite edilmesi hedefleniyor. Bu hükümlüler, Adalet Bakanlığı’na bağlı 133 denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından denetim ve takip altında tutulacak. İnfaz hâkimlikleri, tahliyesine karar verdiği hükümlüler hakkında, kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılma, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma, belirlenen yer ve bölgelere gitmeme, belirlenen programlara katılma gibi denetimli serbestlik tedbirlerinden bir veya birden fazlasına karar verebilecek. Denetimli serbestlik kapsamında cezalarının son 1 yılını cezaevi yerine toplum içerisinde infazına karar verilen hükümlüler, denetim şartlarını yerine getirmemeleri durumunda infaz hâkimi kararıyla kapalı cezaevine konulacak.

Yazının tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız

http://www.gencbaro.org/haber/ceza-infaz-degisikligi-denetimli-serbestlik-ile-15-bin-hukumlu-tahliye-olacak.html

Copyright © 2012 Av. Özge Öztürk Şimşek All rights reserved.
This site is using the Desk Mess Mirrored theme, v2.0.2, from BuyNowShop.com.